
Bismillahirrahmanirrahim
"Asra yemin olsun ki,
insan mutlaka ziyandadır (hüsrandadır).
Ancak iman edenler, salih
amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler
müstesna".
Asr suresi, ibni Abbas, ibni Zübeyr ve cumhura göre Mekki'dir. Mücahid, Katade ve Mukatil Medeni demişlerdir. Ayet sayısı 3, Kelime sayısı 14 ve harf sayısı 68'dir.
Bu yüce sure gayet sade ve kısa olmakla beraber gecen surelerin bütün öğütlerini özetleyen bir toplayıcılığa sahiptir ve böylece Kur`an-ı Kerim`deki nasihatlarin özü sayılır. Kendilerini çoklukla övünüp aldatmayan kimselerin hallerinin beyan ile « Sonra, kasem olsun ki, o gün size verilen her nimetten sorgulanacaksınız » âyetinin tefsirini de içine aldiği için ondan sonraya konmuştur.
Asr`a yapılan yeminle insan hayatında zamanın önemi ve değeri arasındaki ilişki üzerinde durulmuşdur.
imam-i Şâfii Asr suresi hakkında buyurmuştur ki:
"Kur'an-ı Kerimde başka
hiç bir sure nâzil olmasaydı, şu pek kısa olan Asr suresi bile, insanların dünya ve
âhiret seâdetlerini te'mine yeterdi. Bu sure, Kur'an-i Kerimin bütün ilimlerini
hâvidir (kucaklıyor)".
Müfessirler, Asr suresi`nde zikredilen "asr" kelimesini "yüzyıl" , "ikindi vakti" , "mutlak zaman" , "Hz. Muhammed`in asrı" (Asr-ı Saadet, Asr-ı Nübüvvet), "ahir zaman" ve "Meyvenin suyunu çıkarmak" diye tefsir etmişlerdir.
Kamus'ta anlatıldığı gibi üzere 'asr' kelimesi lügatte, isim olarak: dehr (gece ve gündüz), gündüzün zevalden önce ve sonra iki tarafi gadati (tan yeri agarmasından, güneş doğuncaya kadar olan zaman) ve asiyy (zeval ile akşam veya akşam ile yatsı arası) ve özellikle öğleden sonra güneşin kızarmasına kadar olan ikindi vakti, insan toplumu asiret ve yağmur anlamlarındadır. Masdar olarak ta: Hapsetmek, yasaklamak, vergi vermek, sıkıp suyunu çıkarmak manalarına gelir.
Dilimizde asr mutlak zaman ve özellikle içinde bulunulan zaman ve "karn" manalarında yaygındır. Burada tefsirciler başlica : ikindi namazı, ikindi vakti, dehr ve zaman, özellikle Muhammed aleyhisselamın'ın asrı, yani Resulallah'ın gönderildiği zaman, ahir zaman manaları üzerinde yürümüşlerdir.
Ibnü Cerir, "dehr, öğle saatlerinde bir saat, Ikindi manaları" hakkındaki rivayetleri zikrettikten sonra der ki: "Bu hususta doğru olan görüş şudur: Rabbimiz Teâlâ asra yemin etmiştir. Asr, zamanın ismidir, ikindidir, gece ve gündüzdür. Bu ismin içerdiği manalardan birini tahsis etmemistir. Onun için bu ismin lazım olduğu her mana bu yeminde dahil olur".
Buna göre « asr », çeşitli manalara gelen bir müsterek lafiz olduğu ve birinde ipucu bulunmayıp hepsine de yüklenmesi sahih olabileceği cihetle "asr denilen herşey" manasıyla tümüne hamletmek en doğrusudur.
Buna göre bazı tefsircilerin asr kelimesini tefsir etmelerine bakalım:
1) Mukatile'e göre Allahü Teâlâ "ikindi namazina" yemin etmistir
2) Katade de demistir ki, Allahü Zülcelal "ikindi vaktine" yemin etmistir
3) Ragib ta, alemin varlığının başlangıcından sona ermesine kadar olan müddet,
yani "zaman-i kül'dür" diye asr kelimesini tefsir etmistir
4) Bu asırdan maksad, "nübüvvet asrı" yani Muhammed aleyhisselamın asrı olduğu akla
gelir (Elmalı'ya göre).
Surenin birinci ve ikinci ayetlerinde Allah (cc) asr`a yemin ederek insanların hüsran içinde bulunduklarına dikkat çekerken, üçüncü ayetinde sırasıyla, iman edenlerin, amel-i salih işleyenlerin, birbirlerine hakkı, sabrı tavsiye edenlerin bundan müstesna oldukları haber verilmişdir.
Sahabeler birbirlerine karşılaştıkları vakit « Asr » suresini okurlardı.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: « Kim Asr suresini okursa, Allahü Teâlâ onun günahlarını affeder. Hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden olur ».
Mehmet Akif Ersoy`da bu sure ile ilgili duygularını şöyle dile getirmektedir:
Halikin na-mütenahi adı var, en başı Hak
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak
Hani, Ashab-ı Kiram, ayrılalım, derlerken
Mutlaka "sure-i Vel-Asrı" okurmuş bu neden?
Çünkü meknun o büyük surede esrar-ı felah
Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salah
Sonra hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.